8.9.09

Kemankeş(Okçular) Tekkesi

[caption id="attachment_1880" align="alignnone" width="283" caption="Okçular Tekkesi Yıkılmadan Önce..."]Okçular Tekkesi Yıkılmadan Önce...[/caption]

Geçenlerde okuduğum bir gazetede rastladığım "Okçular Tekkesi yenileniyor" haberi üzerine bir derleme yapmak istedim. Böylelikle Okmeydanı ismi nereden geliyor? ve kent yağmacılığa nasıl kurban gider? sorularının cevapları bu yazıda anlatmaya çalışalım.

[caption id="attachment_1878" align="alignnone" width="300" caption="Fatih Sultan Mehmet'in Namazgahından günümüze kalanlar"]Fatih Sultan Mehnet'in yaptırdığı namazgahtan kalanlar... [/caption]

Murat Bardakçı Okmeydanı ile ilgili 17 Kasım 2001 tarihli Hürriyet Gazetesinde şunları yazmış;
istanbul'u kuşattığı sırada karargáhını Kasımpaşa sırtlarına kuran Fatih Sultan Mehmet, okçularını yanıbaşında bulundurdu. ilk atış tálimleri hükümdarın yanında yapıldı ve okçular kuşatmaya buradan gittiler. Fatih, şehri aldıktan sonra Kasımpaşa sırtlarını okçulara tahsis etti, sınırlarını hudut taşlarıyla belirledi ve bu sınırların ihlalini kesin bir şekilde yasakladı.
Okçulara tahsis edilen bu geniş arazi, işte o tarihten itibaren 'Okmeydanı' adını aldı. Sultan 2 Beyazıt, babası Fatih'in vakfını genişletti ve kuşatma sırasında Fatih'in otağını kurdurduğu yere bir 'atıcılar (kemankeşler) tekkesi' inşa ettirdi. buraya 1518'de bir minare yaptırıldı ve tekke ile minare 19. yüzyılın başında yenilendi.

[caption id="attachment_1875" align="alignnone" width="300" caption="1851 Yılında Okmeydanı"]1851 Yılında Okmeydanı[/caption]

Sızıntı Dergisinin Mart 1993 sayısında okçuluk ve Okmeydanı hakkında şu satırlar yer alır;

[caption id="attachment_1877" align="alignnone" width="300" caption="1912 Yılında Okmeydanı"]1912 Yılında Okmeydanı[/caption]
Osmanlı, okçuluğu geliştirmek için imparatorluğun çeşitli yerlerine spor sahaları kurmuştur. Sultan Orhan’ın Bursa’da yaptırdığı ‘Atıcılar” meydanından başlayarak Osmanlı şehirlerinde 30 kadar ok meydanı (meydan-ı Fir-Endâzan) tesbit edilebilmiştir. Bunların en meşhuru bugün “Okmeydanı” diye bilinen Haliç sırtlarındaki meydandır. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethini müteakip otağını kurduğu bu yere hususi ehemmiyet vererek okçuluğu ele almıştır. Vakfiyesinde bu yer için: “Burası o kadar mühimdir ki, buradan sert tırnaklı hayvan geçmeyecek mümkünse kuş uçurtulmayacaktır” diye söz eder.

Fatih’ten sonra okçuluğu geliştiren oğlu II. Bayezid, buraya tam teşekküllü (içinde zengin vakıfları, içtima ve spor salonu, aşevi, arşiv ve kütüphanesi bulunan) bir tekke kurar ve adına “Okçular Tekkesi” denilir ve zamanla Okmeydanı şehrin en ilgi çekici köşelerinden biri haline gelir.
Okçuluğun geliştirilebilmesi ve ok talimlerinin muntazaman yapılabilmesi için kurulan okçular tekkesi (spor klübü)’nin başında “Şeyhü’l-meydan Okçular şeyhi” denilen vazifelinin bulunduğu bu tekkelerde herşey usule, kaideye bağlanmıştı.
Okmeydanında talime başlamak isteyen “kabza talibi” atıcılar arasına kabul edilmeye layık görülürse, isteklinin eline merasimle yay verilir ve kendisine bir üstad (antrenör) gösterilirdi. Bu merasimde, bir atıcıda bulunması gereken vasıflar, atıcı namzedine uygun bir şekilde anlatılırdı. Atıcılar şeyhi tarafından kendisine bir belge (lisans) verilerek yay kullanma iznini aldığı bildirildikten sonra, hayatı boyunca sakınacağı şeyler ve yapacağı yazifeler gösterilirdi. Buna “kabza tes//m nasıhatı”denirdi. Herkesin elini yay verilmez, rastgelene atış usulleri öğretilmezdi.
Atışlara başlayan kimsenin tam bir atıcı olabilmesi için 900 gez (1 gez: 66 cm) mesafeye ok atabilmesi lazımdı. Bunu başarabilen talibin adı atıcılar siciline kaydedilirdi. Bu münasebetle yapılan merasim okçular şeyhinin önünde yapılır ve merasim sırasında üstadı tarafından yeni kemankeşin kulağına “Kemankeş sırrı” söylenirdi.
Günümüzde ağzından laf alınamayan kimseler hakkında kullanılan “Kemankeş Sırrı” tabiri, bize kişinin, kendi hünerini Hakk’ın inayetiyle birleştirmesinin zaruretini veciz bir katiyetle anlatır. Kemankeş namzedi, kabzayı ustasının elinden alırken, ustasının, bu işe talip olanın kulağına: “Ve ma ramayte iz rameyte velâkinnallahe ramâ: Ey bu işe talip olan, attığın zaman sen atmadın, fakat, Allah attı.” (Enfal/l7) ayetini okuyarak, namzedin sporculuk hayatı boyunca kazanacağı başarılardan dolayı, gurura kapılarak kulluk sınırını tecavüz etmemesi gerektiğinin şuurunu telkin etmektedir.

[caption id="attachment_1884" align="alignnone" width="300" caption="1946 Yılında Okmeydanı..."]1946 Yılında Okmeydanı...[/caption]

Okçular Tekkesi ile ilgili turkokculugu.com sitesi 1976 tarihli Hayat Dergisi haberini web ortamına taşımış. 70'li yılların fotoğraflarında görünen bazı nişan taşları günümüzde mevcut değil. (gecekonduların temel taşlarına bakmak lazım)

[caption id="attachment_1883" align="alignnone" width="300" caption="Okçular Tekkesi tekrar inşaa edildiğinde..."]Okçular Tekkesi tekrar inşaa edildiğinde...[/caption]

Günümüzde top sahası olarak kullanılan Okçular Tekkesi İBB'nin bir projesiyle "Uluslararası Okçuluk Poligonu" haline getirilecek. Projeyi mimar Sinan Genim çizmiş.

Kemankeş Tekkesini harita üzerinde görmek için tıklayın.

Sadrazam Semiz Ali Paşa Çeşmesi

Eyüp Çömlekçiler Caddesi üzerindedir. Sadrazam Semiz Ali Paşa tarafından 1558 yılında yaptırılmış. Kitabeli yüz Hz Hasan diğer yüz Hz. Hüseyin'in ruhu için yapılmış. Çeşme 1604'te tamir görmüş en son tamiri 1994 yılında yapılmış.

Sadrazam Semiz Ali Paşa Çeşmesini harita üzerinde görmek için tıklayın.

Nazlı Defterdar Mahmut Efendi Camii

Eyüp'te ismini verdiği semtte yani Defterdardadır. Minaresindeki "alem" i ile meşhurdur. Caminin banisi Kanuni dönemi Defterdarlarından Mahmut Efendi, caminin alemini hokka ve kalem şeklinde yaptırtmıştı. 1990 yılında bir fırtınada Hokka ve kalem olarak stilize edilen alem'in kalemi düştü. Sunay Akın, Hıncal Uluç gibi popüler isimlerin dikkat çeken yazıları sonrası Mayıs 2007 yılında yapılan bir törenle alem yerine kondu.
Cami 1541 yılında Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Fakat 1766 yılındaki depremde hasar görmüş ve onarılmıştır. Defterdar Mahmut Efendi'nin türbesi caminin yanındadır ve mimarisi kendine has bir estetikte...
Caminin popüleritesini arttıran "alem" meselesi üzerine üstad Mustafa Cambaz'ın web sitesindeki yazıyı ve Mimar Sinan eserlerini topluca görebileceğiniz sinanasaygi.com sitesinde Sunay Akın'ın yazdığı yazıyı okumadan geçmeyin.
Defterdar Camisini harita üzerinde görmek için tıklayın.

Sultan Reşat Türbesi



Eyüptedir. Sultan Reşat (5. Mehmet Reşat) 1844 yılıonda doğmuş 1918 yılında kalp yetmezliğinden ölmüştür. Saltanatı 9 yıl sürmüştür.(Saltanatı İttihat ve Terakki'nin 2.Abdülhamit'i tahttan indirmesi sonrasıdır) Türbe Sultan Reşat'ın sağlığında Mimar Kemalettin'e yaptırılmıştır.
Sultan Reşat Türbesini harita üzerinde görmek için tıklayın.

Şeyh Ali Tekkesi



Eyüp Otakçılardadır. Şeyh Ali Tekkesi Cerrahi Tekkesi olarak kullanılırken şu an sadece haziresindeki türbeler ve birkaç duvar kalıntısından ibarettir. (Yok olmadan önce birkaç fotoğrafla belgelemek bir vefa borcu...) Zekai Dede Efendi, Hacı Arif Bey ve birçok müzik üstadının devam ettiği tekkenin haziresinde yatan isimler şunlar;
Şeyh Abdülbaki Sivasi, Pir Muhammet Nurettin El-Cerrahi, Muhammet Emin Efendi, Abdullah-ı Sivasi...
Şeyh Ali Tekkesini harita üzerinde görmek için tıklayın.